I. Giriş

Bu çalışmamızda yakın zamanda yapılan düzenlemeler ile hukuk düzenimizin bir parçası olan elektronik tebligat uygulaması özellikle vergilendirme işlemlerinde tebligatın önemi göz önüne alınarak değerlendirilmeye çalışılacaktır. İlk kısımda e-tebligat uygulamasının içeriği, getirdiği yenilikler, diğer tebligat usulleri ile farkları gibi konular aktarılarak uygulamanın tanıtımı yapılacaktır. İkinci kısımda ise başta vergi ve idare hukuku olmak üzere uygulamanın hukuki sonuçları, barındırdığı riskler değerlendirilecek ve risklerin gerçekleşmesini önlemek için alınması gereken tedbirlere ilişkin önerilerde bulunulacaktır.

II. E- Tebligat

Vergi Usul Kanununun tebliğ usullerine ilişkin hükümlerinde 23.07.2010 ve 07.04.2015 tarihlerinde yapılan değişikliklerle e-tebligat hukuk sistemimize girmiş bulunmaktadır. Vergi Usul Kanunumuzda düzenlenen ilmühaberli taahhütlü posta, ilan, dairede ve memur vasıtasıyla tebliğ usullerine ek olarak e-tebligat usulü de yeni bir tebligat usulü olarak vücut bulmuştur.

Artık vergiye ilişkin hususlarda diğer yollara başvurulmaksızın aşağıda belirtilen kişilerin sisteme kayıtlı elektronik adreslerine elektronik posta yoluyla tebligat yapılacak ve bu tebligat diğer tebligat usullerinin doğurduğu hukuki sonuçları doğuracaktır.

1. Hukuki Dayanak ve Yasallaşma Süreci

Elektronik imkânların hayatımızın vazgeçilmez unsurlarından biri olması ve özellikle ticari ve idari işlemlerin hızlanmasındaki devasa katkısı nedeniyle kanun koyucu tarafından e-fatura, e-defter, e-arşiv, e-yoklama[1] gibi uygulamalar yasallaştırılmıştır. Kayıtlı elektronik posta sistemi ve elektronik tebligat yönetmeliğinin çıkarılması gelişmelerinden sonra ise elektronik ortam uygulamaları aşağıda belirtilen kanuni değişiklikler ile vergi hukuku alanına da taşınmıştır.

E-tebligat uygulamasının kanuni dayanağını oluşturan 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili maddesi şu şekildedir:

“Elektronik ortamda tebliğ

Madde 107/A – (Ek: 23.7.2010-6009/7 md.)

Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.

(Ek fıkra: 7.4.2015-6637/5 md.) Elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.

Maliye Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

Metinden anlaşılacağı üzere kanun koyucu e-tebligatın geleneksel tebliğ usulü ile bağlı olmayan ayrı bir usul olduğunu belirtmiştir. İkinci fıkrada da tebligatın sonuçlarını doğurmasını farklı bir şekilde düzenlemiştir. Son fıkrada ise teknik hususları düzenlemenin yanında kimlerin zorunlu olarak sisteme dâhil olması gerektiğini belirleme yetkisini Maliye Bakanlığına vermiştir.

Maliye Bakanlığı da maddenin 3. fıkrasına dayanarak konu ile ilgili 27 Ağustos 2015 tarihinde 456 Sıra Sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğini çıkarmıştır.

2. Düzenlemenin Muhatapları

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 107/A maddesinin 3. fıkrasında verilen yetkiye dayanarak Maliye Bakanlığı tarafından 456 Sıra Sayılı Genel Tebliği ile elektronik tebligat sistemine girmeleri zorunlu kılınan vergi mükellefleri açıklanmıştır. Tebliğin dördüncü maddesinde üç farklı grupta yer alan mükelleflere elektronik tebligat yapılması öngörülmüştür.

İlk grubu 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2. maddesinde sayılı kurumlar vergisi mükellefleri oluştururken ikinci grup ise kazançları basit usulde tespit edilenlerle gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler hariç olmak üzere ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükelleflerinden oluşmaktadır. Tebliğe göre bu iki grubun elektronik tebligat adresi edinme yükümlülüğü vardır. Bir başka ifadeyle sisteme kayıtları zorunlu kılınmıştır.

Üçüncü grup ise ilk iki grup dışında kalan isteğe bağlı olarak kendisine elektronik tebligat yapılmasını talep eden vergi mükelleflerinden oluşmaktadır.

Tebliğin dördüncü maddesine göre 1 Nisan 2016 tarihinden önce elektronik tebligat kullanması zorunlu kılınan vergi yükümlüleri tebliğin ekindeki elektronik tebligat talep bildirim formunu doldurarak başvuruda bulunmalıdır. Ayrıca tebliğin beşinci maddesi gereğince tebliğin yürürlüğe girmesinden sonra kurumlar vergisi mükellefi olanların mükellefiyetlerinin tesisinden itibaren 15 gün içerisinde elektronik tebligat talep bildiriminde bulunmaları gerekmektedir.  Elektronik tebligat sisteminin uygulanmaya başlamasından sonra gelir vergisi mükellefiyeti doğanlar ise mükellefiyet tesisi sırasında elektronik tebligat adresi verilerek sisteme dâhil edileceklerdir.

Tebliğde diğer hususlar başlığı altında bağlı vergi dairesi müdürlüklerine (mal müdürlükleri) tabi olan mükellefler tebliğde belirtilen mükellef gruplarına girseler dahi elektronik tebligat sistemine giriş zorunluluğundan muaf tutulmuşlardır.  Tebliğde bunun sebebi mal müdürlüklerinde elektronik ortama geçiş işlemlerinin henüz tamamlanamamış olması olarak belirtilmiştir. Yani bu durum geçicilik arz etmekte olup elektronik ortama uyum işlemlerinin tamamlanmasıyla bu dairelere bağlı mükelleflerin de sisteme dâhil olması zorunluluğunun getirilmesi muhtemel gözükmektedir.

3) Yürürlük Tarihi

456 Sıra Sayılı Tebliğin 10. maddesinde Elektronik Tebligat uygulamasının 1 Ocak 2016 tarihi itibariyle başlanacağı belirtilmiştir. Ancak 29577 Numaralı 29.12.2015 Tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 467 Sıra Sayılı Genel Tebliğ ile uygulamanın başlama tarihi 1 Nisan 2016 tarihine ertelenmiştir.  Sistemi kullanması zorunlu olan mükelleflerin elektronik tebligat sistemine uygun elektronik posta adresi edinmeleri için öngörülen süre de 1 Nisan 2016 tarihine ertelenmiştir.

Öte yandan 456 Sıra Sayılı Tebliğe göre belirtilen tarihten önce (1 Ocak 2016) elektronik tebligat yapılması talep bildiriminde bulunan mükelleflere 1 Ekim 2015 tarihinden itibaren elektronik tebligat yapılmaya başlanmıştır.

4) Kayıtlı Elektronik Posta ve E-tebligat Ayrımı

KEP yani Kayıtlı Elektronik Posta, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na 11.01.2011 tarihli ve 6099 sayılı kanunun 2. maddesi ile eklenen 7/a maddesi ile hukuki varlığına kavuşmuştur.  6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18. maddesinin 3. fıkrasında  “güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi” ifadesi ile e-tebligat tacirler arasında kullanılabilen bir tebligat usulü olarak da belirtilmiştir.

Tebligat kanununda 2011 yılında yapılan değişiklik ile anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik yolla tebligat yapılması zorunluluğu getirilmiştir. 19.01.2013 tarihinde Elektronik Tebligat Yönetmeliği Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.  Yönetmelik ile yargı mercileri, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, özel bütçeli idareler, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, sosyal güvenlik kurumları ile il özel idareleri, belediyeler, köy hükmî şahsiyetleri, barolar ve noterler de kayıtlı elektronik posta sistemi ile e-tebligat yapabilecek kişiler listesine eklenmiştir.[2] [3]

KEP sistemindeki elektronik yazışmalar bahsedilen şirketler arasındaki ve bu şirketlerle belirtilen kurumlar arasındaki hukuki ilişkilerde ve uyuşmazlıklarda aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil etkisi taşıyacaktır. Bu yasal düzenleme ile amaçlanan tebligat masraflarının azaltılması, teknolojik gelişmelere uyum sağlanması, yazışma hız ve güvenliğinin artırılmasıdır. KEP Sistemi, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun 25.08.2011 tarihli Kayıtlı Elektronik Posta Sistemine İlişin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ile teknik boyutuyla düzenlenmiştir.

E-tebligat (Elektronik Ortamda Tebligat) ise yukarıda belirtilen tarihlerde 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yapılan değişiklikler neticesinde Maliye Bakanlığına vergilendirme sürecindeki işlemlere ilişkin tebligatların elektronik ortamdan mükellef ve sorumlulara tebliğ edilebilmesinin önünü açmaktadır. Böylelikle vergi idaresinin kanunda belirtilen sisteme kaydı zorunlu olan veya gönüllü olarak kaydolan kişilere daha kolay tebligat yapmasını, fiziki ortamda tebligat yapmanın doğurduğu menfi neticelerden korunmasını sağlamaktadır. Sisteme müdahil mükellef ve sorumlular belirtilen koşullarda yapılan e-tebligat neticesinde diğer tebligat usullerinin doğurduğu hukuki sonuçlar ile aynı şekilde yapılan e-tebligatın sonuçlarından etkileneceklerdir.

Yukarıdaki verilerden anlaşıldığı üzere KEPS belirtilen kişiler arasında kazai tebligatların, ihtar, fesih bildirimlerinin ve benzeri işlemlerin elektronik ortamda yapılmasını amaçlamaktadır. Böylelikle özellikle ticaretin kayıt altına alınması ve hukuki uyuşmazlıklar için delil kolaylığının sağlanması amaçlanmaktadır. E-Tebligat ise KEPS ile tamamen ayrı bir sistem olup vergi dairelerin vergi mükelleflerine vergilendirme sürecine ilişkin işlemlerin tebliğ edilmesini sağlamayı amaçlamaktadır.

III. E-Tebligatın Sonuçları

Vergi Usul Kanunu madde 93 ve devamında belirtilen farklı ve bağımsız bir tebligat usulü olarak görülen e-tebligat doğası gereği ilmühaberli taahhütlü posta ile ve ilan yoluyla tebligat usullerinden çeşitli konularda farklı özellikler göstermektedir.

a) Tebliğ Tarihinin Belirlenmesi

Tebliğin ekinde yer alan Elektronik Tebligat Talep Bildirim formunda vergi yükümlüsüne bilgilendirme seçenekleri sorulmaktadır. Kısa mesaj servisi ve elektronik posta seçenekleri birlikte veya yalnızca elektronik posta yolu seçilebilmektedir. [4] Kısa mesaj servisinin ücretsiz olduğu da göz önüne alındığında mükelleflerin iki seçeneği birden işaretlemeleri tebligattan haberdar olunması için faydalı olacaktır.  Zira mükellefin elektronik posta adresine yapılan e-tebligat hakkında formda belirtilen telefon numarasına bilgi mesajı gönderilmekte bu sayede mükellef her gün elektronik tebligat adresini kontrol etmeksizin yapılan tebligattan haberdar olabilmektedir. Mükellefin e-posta adresini en az haftada bir kontrol etmesi öngörüsünden hareketle, klasik tebligat usullerinin aksine, e-tebligatın muhatabın posta adresine ulaşmasını izleyen 5. günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Bu husus Vergi Usul Kanununun madde 107/A’nın 2. fıkrasında belirtilmiştir.

b) Muhatapların Sorumlulukları ve Cezai Yaptırımlar

Maliye Bakanlığı yukarıdan belirtildiği üzere sisteme zorunlu kayıt olması gereken mükellefleri belirlemenin yanı sıra tebliğin sekizinci maddesi tebliğe ilişkin vergi yükümlülerinin sorumluluklarını da düzenlemiştir. Muhatabın sorumlulukları, talep bildirimi formlarının tam ve doğru doldurulması, bu bilgilerdeki değişikliklerin bildirilmesi, talep bildirimi formu şartlarına uymak, elektronik posta adresi kullanıcı adı ve şifresini üçüncü kişilerle paylaşmamak şeklinde sayılmıştır. Düzenlemenin yasal dayanağı yukarıda da belirtildiği üzere Vergi Usul Kanununun 107/A maddesinin 3. fıkradır.

Sisteme kaydı zorunlu olanların tebliğdeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde Vergi Usul Kanununun 148, 149, mükerrer 257 ve mükerrer 355. maddelerine göre yaptırım uygulanacağı belirtilmiştir.

Kanunun 148. maddesinde vergi dairelerine vergi işlemlerinin yürütülebilmesi için gerekli bilgileri verme yükümlülüğü getirirken 149. maddede bu yükümlülüğün devamlı bir şekilde düzenlenebileceği hususu bildirilmiştir. Mükerrer 257. maddenin 4. fıkrasında ise devamlı bilgi verme zorunluluğunun elektronik ortamda gerçekleştirilmesinin de Maliye Bakanlığı tarafından zorunlu kılınabileceğini belirtmiştir. Maddenin 6. fıkrası da bakanlığın vergi güvenliğini sağlamak amacıyla elektronik ve benzeri sistemlerin kullanımının zorunlu kılınması hususunda yetkili olduğunu ifade etmektedir:

Mükerrer Madde 355 (Ek: 30/12/1980 – 2365/80.; Değişik : 22/7/1998 – 4369/13 md.)

“Bu Kanunun 86,148,149,150,256 ve 257nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257nci madde uyarınca getirilen zorunluluklara uymayan (Kamu idare ve müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen yöneticiler dâhil);

1. Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 1.000 (1.370 TL)Türk Lirası,

2. İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında 500 (690 TL) Türk Lirası,

3. Yukarıdaki bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında 250 (340 TL) Türk Lirası,

Özel usulsüzlük cezası kesilir.”[5]

Dolayısıyla elektronik tebligat sistemine kayıtlı olan mükelleflerin gerekli bildirimlerde bulunmamaları halinde belirtilen idari para cezaları uygulanacaktır.  Belirtmek gerekir ki talep bildirimini kurumlar vergisi mükellefleri yalnızca fiziki ortamda doldurarak bağlı bulundukları vergi dairelerine tebliğ yolu ile yapabilmekte iken gelir vergisi mükellefleri formu elektronik ortamda da doldurabilmektedir.

Tebliğin dokuzuncu maddesinin devamında ise cezai işlemlerin tamamlanmasından sonra re’sen oluşturulan elektronik posta kullanıcı adı ve şifresinin mükellefin kanuni temsilcisine tebliğ olunarak elektronik ortamda tebligat yapılmasına başlanacağı beyan edilmiştir.

c) Sistemden Çıkış

Sisteme dâhil olmak yukarıda belirtilen gruplar için zorunlu olmakla birlikte diğer mükellefler kendi istekleriyle elektronik tebligat adresi edinebiliyor. Ancak olunduğu takdirde sistemden çıkması, tıpkı zorunlu olarak sisteme dâhil olan mükelleflerde olduğu gibi zorunlu haller dışında mümkün değildir.

Tebliğde sayılan zorunlu olarak e-tebligat sisteminden çıkış sebepleri ise, mükellef tüzel kişinin tüzel kişiliğinin sona ermesi ile ticaret sicilinden kaydının silinmesi ve gerçek kişilerin ölüm veya gaiplik durumunun tespit edilmesidir.

d) Diğer Tebliğ Türleri İle İlişkisi

Tebliğin 10. maddesinde muhataplara tebligatın diğer tebliğ usulleri ile de yapılabileceğini belirtmiştir. Dolayısıyla zamanaşımına uğramak üzere olan bir vergi borcunun (e-tebligat hükümlerindeki 5 gün sonra tebliğ edilmiş sayılma düzenlemesi nedeniyle) beş günden daha kısa bir sürede vergi dairesince tebliği gerekirse fiziki ortamda tebliğ edilebilecektir.

IV. DEĞERLENDİRMELER VE ÖNERİLER

1. Elektronik Tebligat Uygulamasının Değerlendirilmesi

a) Vergi Hukuku ve İdare Hukuku İlkeleri Çerçevesinde

Tebligat, hukukumuzda birçok idari ve kazai işlem için hüküm ve sonuç doğurma şartıdır. [6] Bu şartın sebebi idare veya yargı tarafından kendilerine ilişkin işlem yapılan kişilerin durumdan haberdar edilerek hak arama özgürlüklerini, iddia ve savunma haklarını etkin bir şekilde kullanabilmelerinin sağlanmasıdır.

Öte yandan doktrindeki bir görüşe göre tebligat idare hukuku açısından idari işlemin şekil unsurunun kapsamına girmekte ve ayrıca idarenin yazılılığı ilkesinin sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır. İdari işlemlerde şekil unsurundaki sakatlık ise genel olarak idari işlemin iptal edilmesi yaptırımını doğurmaktadır. [7]

İdare hukuku ve hukuk devleti ilkesi noktasında böylesine önemli bir konumu haiz olan tebligat müessesesinin teknolojik gelişmenin kaçınılmaz sonucu olarak elektronik ortama kayması belli açılardan olumlu sonuçlar doğurmasına karşın bazı istenmeyen neticelerin doğmasına da neden olması mümkündür.

İdari mekanizmaların işleyiş performansı açısından ise daha hızlı ve kaliteli çalışmanın önünü açan elektronik tebligat uygulaması bu sayede vergi mükelleflerinin vergi işlemlerinden daha hızlı haberdar olması sayesinde vergi planlamalarının daha doğru şekilde yapabilmelerinin önünü açacaktır.

İdare hukuku açısından ise elektronik verilere ulaşma kolaylığı, elektronik ortamın delil oluşturmadaki etkisi, tebliğde belirtildiği üzere elektronik tebligat sistemindeki verilerin otuz yıl süre ile muhafaza edilmesi idarenin yazılılık ilkesinin sağlanmasını tesis edecektir. Böylelikle idarenin yargı mercilerince denetimi de kolaylaşacak ve idare, hukuk devleti ilkesine uygun hareket etme zorunluluğunu daha derinden hissederek bu ahvale uygun şekilde işlevini yerine getirecektir.

Ayrıca idari işlemlerin daha ekonomik yolla yapılmasının önünü açan bu düzenleme sayesinde mali ve insan kaynaklarının başka alanlara aktarımı ile sosyal devlet ilkesinin daha iyi şartlarda yerine getirilmesinin önü açılacaktır. Bu sebeple e-devlet sistemi ile başlayıp en son vergide e-tebligat uygulaması ile devam eden süreç sosyal hakların geliştirilmesi noktasında da önemli bir adım olabilir.

Vergi Usul Kanununun 93. maddesinden başlayıp 109. Maddesinde sona eren kısım vergilendirme sürecine ilişkin tebligatın hangi usullerle, kimlere yapılacağı oldukça ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.. Ayrıca Danıştay 4. Dairesinin E.2001/4914, K.2002/1461 numaralı 8.4.2002 tarihli kararından da anlaşıldığı üzere[8] ve VUK madde 21’in tebliğ için kullandığı “vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi” tanımından hareketle vergilendirmeye ilişkin hususlarda esas olan bu kanunda belirtilen hükümlerin uygulanmasıdır.  Buna karşın, İYUK madde 60 sebebiyle yargıya dair tebliğlerin yapılmasında Tebligat Kanunu hükümleri esas alınır.

Ancak sözü edilen kararda da belirtildiği üzere Vergi Usul Kanununda düzenlenmeyen durumlarda Tebligat Kanununun hükümleri uygulanabilecektir. Tebligatın vergi hukuku açısından önemi ise doktrindeki bir görüşe göre, vergi idaresince yapılan işlemlerin hüküm doğurabilmesi için yapılması gereken tarh işlemini takiben yapılacak ikinci vergilendirme işlemi olmasındadır.

Yapılan tebliğ ile tarh edilen vergi ilgililere bildirilmiş olur, idari ve adli yollara başvuru süreleri başlar.[9]

Tebliğin vergilendirme işlemindeki bahsettiğimiz önemli işlevleri ile klasik tebligat usullerinin mükellefin adresinin saptanamaması, adreste kimsenin bulunamaması,  halinde yapılan tebligatlar gibi sakıncalı hususların giderilmesinde e-tebligat önemli bir potansiyeli haizdir.

Tebligatın elektronik adrese yapılması sayesinde Vergi Usul Kanununda ayrıntılı olarak düzenlenen tebligatın kime yapılabileceği hususu da çözülmüş olmaktadır.

Elektronik tebligat usulü şekil unsuru hatalı işlemlerin tesisi noktasında ise diğer usullerdeki risklerle aynı riskleri taşımaktadır. Mükellef ismi, vergi cinsi gibi önemli hususlardaki esasa etkili şekli hataların önlenmesi için belirttiğimiz üzere istikrarlı bir bilişim sisteminin oluşturulması ve personel eğitimi önemlidir.

b) Anayasa Hukuku ve İnsan Hakları Çerçevesinde

Anayasanın idare ve idarenin esaslarını düzenleyen 123 ve devamı maddeleri arasında yer alan 125. maddesinin 3. fıkrasında

“İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar.”

hükmü ile dava açmak için belirtilen sürelerin yazılı olarak yapılan tebligattan sonra başlayacağı bildirilmiştir. Bu noktada elektronik tebligat ile belirtilen sürelerin başlamasının anayasaya aykırılığı tartışması gündeme gelebilir. Bunun yanında, mükellefin kendisine elektronik tebligat ile bildirilen işleme karşı dava açmak istemesi halinde ne olacağı, süre elektronik tebligatı takip eden 5. günün sonunda mı başlayacağı yoksa anayasanın lafzında belirtildiği üzere yazılı bildirim tarihinde mi başlayacağı tartışılması gereken konular arasında yer almaktadır.

Belirtmek gerekir ki Anayasa’ da “yazılı bildirim” ifadesi kullanılmıştır. Posta yoluyla, ilan yoluyla, kâğıtla gibi ifadeler kullanılmamıştır. Dolayısıyla burada amaçlanan sözlü tebligatın yeterli olmayacağıdır. Elektronik tebligat her ne kadar fiziki bir ortamda gerçekleşmese de “yazılılık” şartını sağladığı için bir anayasa aykırılık vaki olmadığı düşüncesini taşımaktayım.

Öte yandan Anayasa’ya göre süre daha erken başlamakta ve kişinin aleyhinedir. Zira Vergi Usul Kanunu yazılı bildirimden daha sonraki bir tarihte süreyi başlatmaktadır Bu nedenle adil yargılanma hakkının korunması yönünden kişilerin lehinedir. Dolayısıyla yasa koyucu Anayasa’nın belirttiği asgari sınırın üzerinde bir seviyede adil yargılanma hakkı tanımıştır.

Öncelikle uygulamanın adil yargılanma, iddia ve savunma hakları bakımından müspet sonuçlarına değinmek gerekirse klasik tebligat usulleri ile karşılaştırılması faydalı olacaktır. Bilindiği üzere klasik usul olan ve uygulamada sıklık gösteren tebligat yolu posta yoluyla tebligat olup bu yolun özelliği tebligatın muhataba fiziki ortamda yapılmasıdır. Bu sebeple adresin yanlış olması, kişinin yokluğunda tebligat yapılması fakat kişinin bundan haberdar olamaması üzerine çeşitli mağduriyetler doğmaktadır.[10] Bu noktada vergi mükelleflerine elektronik ortamda tebligat yapılması, muhatapların kısa mesaj sistemini kullanması, elektronik tebligat adreslerini güncel tutması halinde muhatapların tebligatın esas amacı olan kişilerin kendileri hakkında ihdas edilen işlemden haberdar olması fonksiyonunu klasik usulden daha etkili bir şekilde yerine getireceği açıktır.

Tüm bu olumlu neticelerinin yanı sıra elektronik ortamın doğasından kaynaklanan bazı riskler de özellikle kişisel verilerin korunması noktasında yeterli düzenlemelerin henüz kanun koyucu ve idare tarafından hayata geçirilmemesinin de etkisiyle mevcuttur. İdarenin mükelleflerin kişisel bilgilerin elektronik ortamdaki güvenliğinin ve de üçüncül müdahalelere karşı korunmasının sağlanamaması halinde elektronik ortamdaki verilerin gerek idare gerek üçüncü kişiler tarafından suiistimali ihtimal dâhilindedir. Neticede özel hayatın gizliliği ve adil yargılama hakkının ihlali vuku bulabilir. Söz konusu ihlallerin önlenebilmesi için siber güvenlik önlemlerinin etkin bir şekilde alınması ve yasal koruma kapsamının çizilmesi gerekmektedir. Ayrıca vergi internet dairesi çalışanları başta olmak üzere ilgili personelin söz konusu hususlarda bilgilendirilmesi ve eğitimi büyük önem arz etmektedir. [11]

2) Sonuç

Elektronik tebligat uygulaması yukarıda bahsettiğimiz sebeplerden ötürü klasik usullere göre mükellefin vergilendirme işleminden haberdar olması için olumlu özellikler taşımaktadır. Bunun sonucunda muhataplar iddia ve savunma haklarını daha iyi bir şekilde kullanabilecektir. Elektronik ortamın sağladığı hız, hem idarenin etkinliğini hem de vergi planlaması hakkının daha isabetli kullanımı artıracaktır.

Ancak diğer konularda olduğu gibi kişisel verilerin korunması alanındaki korunaksız durum sebebiyle, özellikle uluslararası boyutlu mükellefler bu gerekçe ile e-tebligat uygulamasından kaçınabilir. Zira olası menfi sonuçlar göz önüne alındığında bu gerekçe de sağlam bir esasa dayanmaktadır. Bu yüzden yasal düzenleme ihtiyacı giderilmelidir. Ayrıca bilişime ilişkin aksaklıklar da vergi dairesi muhataplarının mağduriyetlerine özellikle sistemin oturmadığı başlangıç aşamasında sebebiyet verebilir. Bu tehlikenin giderilmesi için eğitim ve sağlam teknik altyapı sağlanmalıdır.

Uygulamaya tabi mükellefler ise elektronik tebligat adresinin sürekli takibine özen göstermeli, tercihe bırakılan SMS yolu ile bildirim imkânından yararlanılmalı ve kurum içi siber güvenlik tedbirleri artırılmalıdır.

Burak Ak

[1] Kurt, Mehmet E.; “Vergi Uygulamalarında E – Tebligat Dönemi Başladı”. MÜHAK. <http://www.vmhk.org.tr/vergi-uygulamalarinda-e-tebligat-donemi-basladi/> (Erişim Tarihi: 24.02.2016, 9:32)

[2] Baştürk, İhsan ve Varol, Asaf; “Hukuki ve Teknik Boyutuyla Elektronik Tebligat ile Kayıtlı Elektronik Posta Sistemi”, Ankara Barosu Dergisi, Yıl 2015/ Sayı 1, 263-278,  s.264

[3] Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 1. maddesi

[4] Saltık, İbrahim; “Vergi Mevzuatı Açısından Elektronik Tebligat”,MÜHAK, <http://www.vmhk.org.tr/vergi-mevzuati-acisindan-elektronik-tebligat/>  (Erişim Tarihi: 24.02.2016, 11:02)

[5] Parantez içindeki miktarlar 2015 yılına aittir.

[6] Tacar, Çağlar ve Yılmaz, Ejder; Tebligat Hukuku Cilt 1, Yetkin Hukuk Yayınları, Ankara. 1999, s. 37

[7] Günday, Metin; İdare Hukuku; Güncellenmiş ve Gözden Geçirilmiş 10. Baskı, İmaj Yayınevi, Ankara, 2011, s.144.

[8] Yaltı, Billur ve Özgenç, Selçuk; Vergi Hukuku Pratik Çalışma El Kitabı, Beta Yayıncılık. İstanbul. 2005,  s. 148.

[9] Öner, Erdoğan; Vergi Hukuku ve Türk Vergi Sistemi, Seçkin Yayınları, Ankara, 2012,  s. 109-110.

[10]Baştürk, İhsan ve Varol, Asaf; Hukuki ve Teknik Boyutuyla Elektronik Tebligat ile Kayıtlı Elektronik Posta Sistemi, Ankara Barosu Dergisi, 2015,  S. 1, s. 269.

[11]Dalkılıç, Elvin E, Elektronik Tebligatın İdari İşlemler Bakımından Değerlendirmesi, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 2014, 107–124, s. 121-122

 

Büyükesat Mah. Fethiye Sok. No: 14 Çankaya

Ankara-Türkiye

Telefon:+90 (312) 439 3131

Faks:+90 (312) 439 3103

GermanEnglishTurkey